13 Temmuz 2020 Pazartesi / 22 Zi'l-ka'de 1441
Türkçe  |  English
“Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir” H.Ş.
Hakkımızda

KUR’AN ve TEFSİR AKADEMİSİ: BİR FENOMENİN YENİDEN İHYASI

Türkiye’de, seminer, panel, konferans, çalıştay ve sempozyum tarzında çeşitli akademik toplantılar gerçekleştirilmektedir. Kuşkusuz bunların her biri nice akademisyenlere yeni ufuklar açmakta; bilimsel bikime katkıda bulunmaktadır. Kur’an ve Tefsir Akademisi adı altında gerçekleştirilen faaliyet de bu bilimsel toplantılardan biridir.

Kur’an ve Tefsir Akademisi, ne bir seminer ne bir panel ne de sempozyumdur. Bu bir atölye çalışmasıdır. Özellikle de ilahiyat alanında Türkiye’de örneği pek bulunmayan bir atölye çalışması… Batıda şimdilerde yoğun olarak yapılmasına karşın temeli geleneğimizin derinlerinde var olan bilimsel toplantı türlerinden sadece birisi…

Henüz düşünce safhasındayken program için diğer bilimsel toplantılardan farklı bir usül benimsenmişti: Program yılda bir kez düzenlenecek ve bir hafta sürecek; akademisyenler mutlaka bir tebliğ ile katılacaklar; genç akademisyenlere öncelik verilecek...

Yine düşünce safhasındayken programın amaçları şöyle belirlenmişti: Genç akademisyenlerin yetişmesine katkı sağlamak; tefsir alanına bilimsel katkıda bulunmak; yuvarlak masa etrafında bir tartışma geleneği oluşturmak…

Tebliğli katılım mecburiyeti, tebliğ seçiminde sadece konuyla ilgili olma ve bilimsel kalite gibi iki temel kriter gözetilmesi, yapıcı eleştirilere açıklık, genç akademisyenlere öncelik tanınması ve onların büyük akademisyenler tarafından yönlendirilmesine ihtimam gösterilmesi Akademi'nin olmazsa olmazları arasında yerini almıştı.

İşte bu minval üzere yürütülmeye çalışılan Kur’an ve Tefsir Akademisi'nin ilki, “Tarihten Günümüze Kur’an İlimleri ve Tefsir Usulü” ana temasıyla 18–23 Ağustos 2008 tarihleri arasında tertip edilmiştir. Büyük bir titizlik ve özveriyle icra edilen program beklenenden daha büyük bir ilgi görmüştür.

▪ Günün Hadisi Şerifi
Abdullah İbnu Amr el-Huzai, babası (ra)'ndan naklediyor: "Resulullah (sa), Fetih'ten sonra beni çağırdı ve benimle, Mekke'ye Ebu Süfyan'a, Kureyşliler arasında dağıtması için, biraz mal göndermek istedi. Bana: "Kendine bir arkadaş ara!" buyurdu. Derken bana Amr İbnu Umeyye ed-Damri geldi ve: "Duydum ki, sen Mekke'ye gidecekmişsin ve yanına bir arkadaş arıyormuşsun!" dedi. "Evet!" dedim. "Ben sana arkadaşım!" dedi. Ben hemen Resulullah (sa)'a gelip: "Kendime bir arkadaş buldum!" dedim. "Kim?" buyurdular. "Amr ibnu Ümeyye'dir!" dedim. "O, kaVminin yöresine gelince ona karşı müteyakkız ol! Çünkü evvel adam şöyle demiş: "Bekri arkadaşına güvenme!" buyurdular! Derken yola çıktık. Ebva'ya kadar geldik. Amr: "Benim, kavmimle bir işim var. Beni burada biraz beklemeNİ arzu ediyorum!" dedi. Ben de: "işin rastgelsin!" dedim. Ayrılınca, Resulullah (sa)'ın sözünü hatırlayıp devemi hızlandırdım. (Ebva'dan) çıkıp deveyi hızlı yürümeye zorladım. Ezafir'e gelince, Amr'ın bir grup adamla karşımdan geldiğini gördüm. Devemi daha da hızlandırdım ve onu geçtim. Kendine hedef olmaktan kurtulduğumu anlamıştı, yanındakiler geri döndü. Amr (tek başına) bana yetişti ve: "Kavmimle bir işim vardı! (İşimi görüp bitirdim)" dedi. Ben de: "Pekala!" dedim. Yolumuza devam edip Mekke'ye geldik. Ben emanet malı Ebu Süfyan (ra)'a teslim ettim." [Hadisin senedi zayıftır] Ebu Davud, Edeb 34, (4861)
▪ Haberler
▪ Hızlı Erişim
İlim Yayma Vakfı, Bakanlar Kurulu kararıyla kamu yararına çalışan bir vakıftır.
Mavigen Digital Agency